- Ne garip günlerdi onlar! Ne yapsam günü dolduramadığım, akşamdan geceyarısını
olduramadığım günler. Lojmanın beyaz renkli huysuz ışıklarını kapatıp, eve biraz
renk katsın diye aldığım turuncu-sarı abajuru açtığım, 3 tane film seyredip
saati ancak 8 yaptığım geceler. O küçücük evin ben koltuğun köşesine sindikçe
büyüdüğü, ev büyüdükçe yalnızlığımın büyüdüğü, kafamı dağıtmak için koltuğun sol
koluna yanaşıp bulmaca çözdüğüm Mağusa akşamları.-
İşte böyle bir ruh halinde, bu el ele gezmelerin, göz göze kahve içmelerin ertesi gün ikinci bir emre kadar
son bulacağını bilerek, bir zamanlar parçası olduğum, şimdi beni ürküten insan
kalabalığının içinde o battaniyeyi görüyorum. Canlı mavisinin, insanın içini
açan turuncu çizgilerinin büyüsüne kapılarak dükkandan içeri girip dokunuyorum
battaniyeye. O kadar yumuşak ki! Ona dokunduğum anda kendimi tek başıma da olsam
gıcırdayan yatağımda elimde bir bitki çayıp battaniyemin altında kitap okurken
hayal edebiliyorum. Sabah uyanıp yan pencereden gökyüzüne baktığımı, bazı
geceler karşımdaki pencereden, battaniyemin sıcaklığında ve güvende fırtınayı ve
çakan şimşekleri izlediğimi hayal edebiliyorum. Dokusu sevgilimin dokunuşu gibi
yumuşak, renkleri sevgilimin bana hissettirdikleri gibi canlı ve mutlu. Sanki o
battaniyeyi almazsam, keyifle uykuya dalamayacakmışım bir daha gibi geliyor.
Altı sene öncenin parasıyla 400 TL verip çıkıyoruz. Elimizde koca battaniye
paketi, benim suratımda koca gülümseme ile içiyoruz kahvemizi. O gidişimde
aslında götürmem gereken daha önemli şeyleri bırakıp, battaniyemi alıp gidiyorum
kasabama.
O gün o battaniyeyi alırken bilsem ki 3 ay sonra kavuşacağız, yanıma
gelecek sevgilim, birbirimize sokulup huzurlu ve yumuşacık uyuyacağız, bu kadar
unutulmaz bir an olur muydu benim için, bilmiyorum. Hatta belki almazdım bile.
Ama bilmiyordum ve battaniyemi aldım. Bizimle üç ev gezdi sevgili battaniyem.
Kasım başından Mayıs sonuna senenin 7 ayı kullanılmaktan, yıkanıp kurutma
makinesinde sallanmaktan renkleri soldu, yumuşaklığı gitti, yüzeyi minik ip
topçuklarıyla doldu. Ama yine de işte görev başında, bütün azametiyle serili
duruyor yatağımızda. Canım battaniyem, sen çok yaşa!
-Yazar bu yazıyı yazdıktan
sonra daha yumuşak battaniyelere bakmak amacıyla alışveriş sitelerine
girmiştir.-

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder